Burada
olmayan dostlarımız bizi yalnız bırakmadı tıpkı hiç tanımadıklarımız gibi. Ne
düşünüyor, neler konuşuyor, ne hissediyorduk.
O:
Istanbul’da direnişe katılan bir Psikolog
R:
Istanbul’da direnişe katılan bir Tiyatro Eğitmeni
J:
Berlin’de yaşayan bir dost
M:
Aranızdan taksime ya da başka bir yere eyleme giden varsa, arkanızdayız!
dikkat edin kendinize!
O:
ilk gün haricinde ikinci günden itibaren Rıfat’la beraber katıldık. ıkıncı gün
sabahladığımızda sabah 5.10 da polis baskınını yedik. bir ara birbirimizi
kaybettik, ne nefes alabiliyor ne de onumuzu görebiliyorduk. ben kalabalığın
arasında kaldım ve sürüklenerek daracık bir yerden parkın dışına ceylan otelinin
önüne doğru sürüklendim. gazın oranı inanılmazdı, yanımızda bir ilaç olmadığı
ıkın ne nefes alabiliyor ne de gozlerımızı açabiliyorduk. dışarıda hazırlıklı
arkadaşlar gözlerime ve ağzıma talcid li su sıkıncaya kadar elimdeki telefondan
Rıfat’ı arayamadım. ıcerde kaldığı ıkın kendimi de suçlu hissettim nasıl
tutamadım diye. çok samimi soyluyorum oluyoruz dedim. bunu gerçekten hissettim.
sonra ulaştım Rıfat’a ceylan otelinin bahçesine duşmuş, oradan çıkmamasını
konuştuk. polis dışarıda da durmadı tabı sıkmaya devam etti, su ve gaz yağdı
üzerimize, her taraftan geliyordu, ama kalabalık inanılmaz organize oldu ve
dağılmadık. beraber hareket ettik. saatler surdu, Rıfat’a baya sonra yeniden
ulaştım o ara eğer ceylana yaklaşmayıp biraz daha ortadan hareket etseydik alt
geçit inşaatına düşebilirdik ki bir suru insan oraya duşmuş. daha sonra
Rıfat’la Kabataş da buluşabildik, ben kalabalığın içinde oraya kadar kaçmak
zorunda kaldım güvenli bir şekilde kaçmaya çalışıyorduk. Rıfat la buluşup ona
anahtarını verdim. aynı sabah gitmem gereken bir randevum vardı, ben leyla ya
dondum gözaltları başlamıştı bu arada. bir taksi yaklaşıp doğrudan
Galatasaray’ın oraya çıkmamamızı gözaltların olduğunu söyledi, takside Mehmet
alı alabora ve arkadaşları vardı. biraz daha bekleyip daha aşağıdan bir yerden
çıktım ve sabah 9 gibi Leyla'ya gelebildim. aynı aksam yeniden çıktık, bu sefer
istiklal caddesinde Demirören önündeydik on tarafta Fransız konsolosluğunun
oradan polis bizim olduğumuz yere doğru düzenli aralıklarla gaz atıyor, kalabalık
geriye püskürürken ezilmeyelim diye sakin kalmaya çalışıyorduk. sonra okuz gibi
yorulduğumuz ve kramplar girdiği için dinlenmeye çalıştık daha geride kalıp. bu
arada hala ilaçlarımız yok sadece limonlar vardı ellerimizde. Rıfat’ın
arkadaşının ofisine sığınmaya karar verdik, bekar sokakta oraya gidene kadar da
atılan gazlar belamızı sıktı. ofise sığındıktan 10 dk. sonra sırasıyla bekar
sokak ve mis sokak da şiddetli çatışma başladı. balkondan bakarken utandık
halımızden aşağıda olsaydık diye. nasıl duruyorlar insanlar diye. bir ara
inmeyi duşunduk ama ne halımız vardı hacı ne de açıkçası cesaretimiz. orada
sabahladık video çektik insanları uyardık. apartmana atılan gaz bizi mahvetti,
sıkıştık kaldık sokaktan içeri giren insanlara yardımcı olduk. ertesi gün
yeniden çıktık, taksimden çekildikleri gün, en çok o zaman korktum,
provokasyonlar acayip artmıştı, aksam Rıfat’la duramayıp İnönü tarafına eskiden
lunapark olan yere indik, barikatlara yardım ettik, artık yanımızda maskeler
hatta gözlüklerde vardı da gözlük bir s..me yaramıyormuş. taktım onumu
göremiyorum o halde önüme polis çıksa ben hala ileri gitmeye çalışırdım o
derece çıkarıp attık, barikatın önünde arkasında durmaya devam edip gazdan
mahvolanlara ilaçlar sıktık. yoruldukça geri kaçıyor dinleniyor yeniden önlere
gidiyorduk. gelen haberleri duyup şiddetin artacağını anladığımız için geri
çekilmeye başladık. yani uyuduğumuz için dinlendiğimiz için bile suçlu hisseder
olduk, çok sağlam bir ortam hala devam ediyor. ama eksik olan bir şey bu enerji
boşa harcanıyor ve yönlendirilemiyor. sembolik bir lider gerekiyor ama yok. ya
da bir platform kurulup meydanları yönetmesi gerekiyor o da yok. ne yapacağız
ne yapmalıyız diye konuşuyoruz ama bir şey bulamadık ya la?
senin
düşüncelerin neler?
nasıl
okuyorsun?
kimler
on plana çıkmalı?
nereye
varır bu ısın ucu sence?
konuşalım
biraz.
seni
dinlemeyi çok isterim
M. J. : Sevgili O., Sevgili R.
Öncelikle detaylarıyla anlattığınız için çok teşekkürler. Buradan takip etmeye çalışıyorum, tüm gün ne bulursam izliyorum, Ustream diye bir site var oradan insanlar iphone app ile canlı yayın yapıyorlar. Çok değerli. Eğer böyle bir şey yapabilirseniz harika olur. Ben Mısır'ı takip ederken ve sonrasında Tahrir olayları sırasında orada olan Fulya hocayla konuşurken de şunu fark ettim, bu tip halk hareketlerinde her şeyi kayda almamız gerekiyor. Haysiyetsiz medyadan ümidi kestik zaten. Ama her şeyin, hem pozitif hem de negatif her şeyin kaydedilmesi gerekiyor, unutulmaması gerek. Barikatlara artık koşacak bir sürü insan var ama sistematik bir şekilde belgeleyen kişi sayısı hala az bence. Her yer fotoğraf, video kaynıyor ama bunları nasıl düzenleyebiliriz hala bir fikir bulamadım, ne düşünüyorsunuz? Sizin yerinizde olsam, gider insanlarla falan konuşur videoya kaydederdim. İslamcısından, MHPlisine herkesi çekip göstermek için. Neden buradasın, ne istiyorsun diye sormak için.
Bu işin sonu neye varır ben de kestiremiyorum. Ama Tayyip'in istifa edeceğini, hükümetin düşeceğini falan düşünmek bence gerçekçi değil. Bu bir şekilde, yakında bitecek bence. İnsanlar özür bekliyorlar, proje durdu denmesini istiyorlar. Bence en büyük kazanım ise insanların artık yeter lan deyip sokağa çıkması, bacak aramıza, içtiğimize karışma, dış politikada saçmalama, sen benim babam değilsin demesi, bunu gayet organize bir şekilde dile getirmesi, şiddet kullanmaması. Bence bu AKP için önemli bir mesaj, kibirli hallerini bu denli sürdüremezler bence, ya da umudum bu yönde. Gerçi RTE hala salak salak bir şeyler diyor ama bence artık kendi tabanının bir kısmı bile rahatsız. Yeter saçmalama artık diyor.
Bence klasik AKP tipi bir hinlik yapıp bu işin içinden çıkacaklar ya da şimdilik durulacak. Ya yarım ağızla özür dilicek, ya başka bir yerde gündem değiştiren bir şey olacak ya da protestocular provoke olacak, şiddet çıkacak, hop AKP haklı duruma gelecek. O nedenle uyanık olmak lazım. Tayyip CHP dedi, CHP bayraksız girdi, diğer gruplar dedi kimse öne çıkmadı, bunlar harika şeyler. Klasik, her durumda "marjinal gruplar", cehape zihniyeti falan dediği şeyler artık bu sefer sökmedi, onun da repertuvarı bitti. Yeni bir yol bulması gerek. Ben de böyle yazıyorum, biraz kendimi tekrar ediyorum ama gerçekten nasıl bitecek hiç bir fikrim yok, merak içerisindeyim. Kesin olan şey, Tayyip'in karizması çok fena çizildiği.
Önemli ve büyük bir enerji var. Buna benzer bir şey İspanya'da da oldu, Mısır'da da oldu. İnsanlar mutsuz, karışılmak istemiyorlar, daha liberal bir hayat istiyorlar. Herkesin her grubun bambaşka dilekleri, talepleri var. O nedenle bu enerjiyi alıp götürecek bir organizasyon, parti bence başarılı olamaz. Sırrı Süreyya'nın dediği gibi "öyle ambulans arkasına takılan taksi gibi, çakallık yapamaz kimse".
Çok komik ama, insanlar apolitik bir politik direniş yapıyorlar ya da böyle bir şey istiyorlar. Kimse bir parti bu işten nemalansın istemiyor. Politik olsun ya da organize olsun istemiyorlar ama yapılan şey mükemmel bir şekilde politik. Politikacıları uykusuz bırakan, yoran bir şey, harika!
Şimdi Sırrı Süreyya Önder cumhurbaşkanı ile görüşüyor belki ondan sonra tansiyonu düşürürler. Görebildiğim kadarıyla Taksim artık sakin, Taksim'de bence organize olmak daha kolaydı, çünkü bir hedef vardı: Biz meydanı geri istiyoruz. Ama Beşiktaş'ta durum farklı galiba, insanlar direniyor ama hedef yok. Semte polis girmesin istiyorlar. Başbakanlık ofisine girelim, ele geçirelim gibi bir hedef var mı? Beşiktaş'taki insanlar aralarında ne konuşuyor? Neden oradalar, bunu nasıl açıklıyorlar birbirlerine?
Bir alternatif de geniş tabanlı bir sivil inisiyatifi öne çıkabilir. Gezi parkı inisiyatifi gibi bir şey. Bizim taleplerimiz şunlardır: x,y,z. kabul ediyor musun, etmiyor musun? Etmezsen biz burada bekliyoruz, parkı geri vermiyoruz gibi bir şey olacak. O talepler de öyle ütopik şeyler olmayacak. Kışla'dan vazgeç, özür dile, polisleri kovuştur vs. vs. Çünkü gruplar öne çıktıkça, ortak bir zemin bulmak bence çok zor. İki seçenek var ya da geniş bir talep listesi olacak, daha demokratik, liberal bir ülke istiyoruz gibi ya da protesto en başındaki haline geri dönüp park ile ilgili bir talep listesi olacak. Aklıma gelen bu.
Orada toplanan enerjinin boşa gittiğini düşünmeyin bence. Çoktan kazandık bazı şeyleri. Şimdi durup beklemek karşı tarafın hamlesi ne olacak onu görmek gerek bence. Bu enerji nasıl toparlanır diye herkes kafa yoruyor, bu kafa yormadan da bir sonuç çıkar bence. Ümitsiz olmayın o kadar da.
Bir şey daha söyleyeyim, dışarıdan bakan herkes görüyor, orada olmakta yüzde yüz haklısınız. Bir an bile "napıyorum lan ben" diye kuşkuya düşmeyin. Tepeden tırnağa haklısınız ve çok çok önemli bir şey yapıyorsunuz orada. Sonu neye varır belli değil ama bence çoktan harika şeyler yaptınız. Arkanızda sizi destekleyen milyonlarca insan var. Onların enerjisi, desteği hep arkanızda. Orada olamadığım için kahroluyorum ama sizin, sevdiğim insanların orada olması harika!
Bana tekrardan yazın, üzerine konuşalım.
Okan bana attığın maili diğer arkadaşlara da açık ettim, hep beraber tartışabilelim diye, kusura bakma.
Seviyorum sizi.
Arkanızdayız,
Öncelikle detaylarıyla anlattığınız için çok teşekkürler. Buradan takip etmeye çalışıyorum, tüm gün ne bulursam izliyorum, Ustream diye bir site var oradan insanlar iphone app ile canlı yayın yapıyorlar. Çok değerli. Eğer böyle bir şey yapabilirseniz harika olur. Ben Mısır'ı takip ederken ve sonrasında Tahrir olayları sırasında orada olan Fulya hocayla konuşurken de şunu fark ettim, bu tip halk hareketlerinde her şeyi kayda almamız gerekiyor. Haysiyetsiz medyadan ümidi kestik zaten. Ama her şeyin, hem pozitif hem de negatif her şeyin kaydedilmesi gerekiyor, unutulmaması gerek. Barikatlara artık koşacak bir sürü insan var ama sistematik bir şekilde belgeleyen kişi sayısı hala az bence. Her yer fotoğraf, video kaynıyor ama bunları nasıl düzenleyebiliriz hala bir fikir bulamadım, ne düşünüyorsunuz? Sizin yerinizde olsam, gider insanlarla falan konuşur videoya kaydederdim. İslamcısından, MHPlisine herkesi çekip göstermek için. Neden buradasın, ne istiyorsun diye sormak için.
Bu işin sonu neye varır ben de kestiremiyorum. Ama Tayyip'in istifa edeceğini, hükümetin düşeceğini falan düşünmek bence gerçekçi değil. Bu bir şekilde, yakında bitecek bence. İnsanlar özür bekliyorlar, proje durdu denmesini istiyorlar. Bence en büyük kazanım ise insanların artık yeter lan deyip sokağa çıkması, bacak aramıza, içtiğimize karışma, dış politikada saçmalama, sen benim babam değilsin demesi, bunu gayet organize bir şekilde dile getirmesi, şiddet kullanmaması. Bence bu AKP için önemli bir mesaj, kibirli hallerini bu denli sürdüremezler bence, ya da umudum bu yönde. Gerçi RTE hala salak salak bir şeyler diyor ama bence artık kendi tabanının bir kısmı bile rahatsız. Yeter saçmalama artık diyor.
Bence klasik AKP tipi bir hinlik yapıp bu işin içinden çıkacaklar ya da şimdilik durulacak. Ya yarım ağızla özür dilicek, ya başka bir yerde gündem değiştiren bir şey olacak ya da protestocular provoke olacak, şiddet çıkacak, hop AKP haklı duruma gelecek. O nedenle uyanık olmak lazım. Tayyip CHP dedi, CHP bayraksız girdi, diğer gruplar dedi kimse öne çıkmadı, bunlar harika şeyler. Klasik, her durumda "marjinal gruplar", cehape zihniyeti falan dediği şeyler artık bu sefer sökmedi, onun da repertuvarı bitti. Yeni bir yol bulması gerek. Ben de böyle yazıyorum, biraz kendimi tekrar ediyorum ama gerçekten nasıl bitecek hiç bir fikrim yok, merak içerisindeyim. Kesin olan şey, Tayyip'in karizması çok fena çizildiği.
Önemli ve büyük bir enerji var. Buna benzer bir şey İspanya'da da oldu, Mısır'da da oldu. İnsanlar mutsuz, karışılmak istemiyorlar, daha liberal bir hayat istiyorlar. Herkesin her grubun bambaşka dilekleri, talepleri var. O nedenle bu enerjiyi alıp götürecek bir organizasyon, parti bence başarılı olamaz. Sırrı Süreyya'nın dediği gibi "öyle ambulans arkasına takılan taksi gibi, çakallık yapamaz kimse".
Çok komik ama, insanlar apolitik bir politik direniş yapıyorlar ya da böyle bir şey istiyorlar. Kimse bir parti bu işten nemalansın istemiyor. Politik olsun ya da organize olsun istemiyorlar ama yapılan şey mükemmel bir şekilde politik. Politikacıları uykusuz bırakan, yoran bir şey, harika!
Şimdi Sırrı Süreyya Önder cumhurbaşkanı ile görüşüyor belki ondan sonra tansiyonu düşürürler. Görebildiğim kadarıyla Taksim artık sakin, Taksim'de bence organize olmak daha kolaydı, çünkü bir hedef vardı: Biz meydanı geri istiyoruz. Ama Beşiktaş'ta durum farklı galiba, insanlar direniyor ama hedef yok. Semte polis girmesin istiyorlar. Başbakanlık ofisine girelim, ele geçirelim gibi bir hedef var mı? Beşiktaş'taki insanlar aralarında ne konuşuyor? Neden oradalar, bunu nasıl açıklıyorlar birbirlerine?
Bir alternatif de geniş tabanlı bir sivil inisiyatifi öne çıkabilir. Gezi parkı inisiyatifi gibi bir şey. Bizim taleplerimiz şunlardır: x,y,z. kabul ediyor musun, etmiyor musun? Etmezsen biz burada bekliyoruz, parkı geri vermiyoruz gibi bir şey olacak. O talepler de öyle ütopik şeyler olmayacak. Kışla'dan vazgeç, özür dile, polisleri kovuştur vs. vs. Çünkü gruplar öne çıktıkça, ortak bir zemin bulmak bence çok zor. İki seçenek var ya da geniş bir talep listesi olacak, daha demokratik, liberal bir ülke istiyoruz gibi ya da protesto en başındaki haline geri dönüp park ile ilgili bir talep listesi olacak. Aklıma gelen bu.
Orada toplanan enerjinin boşa gittiğini düşünmeyin bence. Çoktan kazandık bazı şeyleri. Şimdi durup beklemek karşı tarafın hamlesi ne olacak onu görmek gerek bence. Bu enerji nasıl toparlanır diye herkes kafa yoruyor, bu kafa yormadan da bir sonuç çıkar bence. Ümitsiz olmayın o kadar da.
Bir şey daha söyleyeyim, dışarıdan bakan herkes görüyor, orada olmakta yüzde yüz haklısınız. Bir an bile "napıyorum lan ben" diye kuşkuya düşmeyin. Tepeden tırnağa haklısınız ve çok çok önemli bir şey yapıyorsunuz orada. Sonu neye varır belli değil ama bence çoktan harika şeyler yaptınız. Arkanızda sizi destekleyen milyonlarca insan var. Onların enerjisi, desteği hep arkanızda. Orada olamadığım için kahroluyorum ama sizin, sevdiğim insanların orada olması harika!
Bana tekrardan yazın, üzerine konuşalım.
Okan bana attığın maili diğer arkadaşlara da açık ettim, hep beraber tartışabilelim diye, kusura bakma.
Seviyorum sizi.
Arkanızdayız,


[ 0 yorum ]
Yorum Gönder