Çağrı


Bir ülkede muhalefet partilerinin, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, uzman eğitmenlerin, anayasa mahkemesi kararlarının, sendikaların ve özgür basının sesi dinlenmiyor, zor kullanılarak susturuluyor ve erkleri ıslah ediliyorsa, sıra halkın protestosundadır.

Halkın barışçıl protesto hakkı, anayasalarda bu ve benzeri durumlarda demokratik rejimlerin emniyet supabı rolü oynar. Bu hak, birçoklarının inandığının aksine, oydan ve referandumdan öte demokrasinin temeli ve birincil mekanizmasıdır. Çünkü sistemin bütün ana yolları tıkandığında, halk sesini toplanma hakkı ile ifade eder.

Halkın bu hakkını elinden almaya çalışan, mesajını anlamamakta direten ve üzerine elindeki gücü istismar ederek bastırmaya çalışan hükümetler, sadece halktan korktuklarını ifşa ederler. Zira kendilerine güveniyor olsalar, zaten var olan iletişim yollarını kullanarak ülkeyi yasadığı krizden kurtarmaları gayet mümkündür. Bilinçli olarak gerilimi tırmandıran ve çözümlemeye yanaşmayan hükümet politikası halkı, anlamadığı ve doğru bir şekilde bilgilendirilmediği direnişe karşı elinde sopa, pala ve silahla saldırmaya kadar itmişken, hala yapmak, bir de suçu çapulcu diye nitelendirdiği insanlara atmak, sadece yetersiz ve duyarsız bir hükümetin tavrı olabilir.

Hiçbir toplumsal sorun, dört senede bir sandığa gidilerek çözülemez. Ülke sırayla belli insanların mutlu olduğu bir kulüp değildir. Oy verme hakkına sahip bütün bireylerin hükümette payı, talep ve temsil hakkı vardır. Kimse de oy atacağı günü bekleyerek zulme ve sömürüye katlanmak zorunda değildir.

Buradan tekrar ifade etmek gerekir ki, sokaklarda polisin şiddetine rağmen, basında karalamaya rağmen, hükümetten gelen baskıya rağmen hakkini dile getirmeye çalışan halk, ne faiz derdindedir, ne din düşmanıdır. Etnik ayrımcılığa, küflenmiş ideolojilere, cinsel baskıya, hukuksuzluğa, talana, ekolojik katliama, neo-Osmanlıcılığa, din ve mezhep istismarına, oligarşik yapıya, azınlıkların ezilmesine, ekonomik eşitsizliğe ve biat toplumu üretmeye dayalı sosyal mühendisliğe karşıdır. Bu tavır hükümet tarafından öyle ya da böyle kale alınacaktır. Meclis, milletvekilleri ve yönetim bu taleplerle yüzleşmediği takdirde eylemler devam edecek ve maalesef ülke bir iç savaşa doğru gidecektir.

Bütün Türkiye Cumhuriyeti erkini duyarlı olmaya ve barışçıl yöntemlerle ve demokratik yollarla ülkede barışı ve huzuru tekrar sağlamaya çağırıyoruz.


Batu Bozoğlu

[ 0 yorum ]

Yorum Gönder