Direnişin ilk günlerinde çıkan bir ifadesinde
Fethullah, Gülen Gezi Parkı protestolarını karınca istilasına benzetiyor,
"yılanın başını küçükken ezeceksin"i aratmayacak bir finalle,
bunların, yağ çanaklarına, bal çanaklarına dadanmadan ve oraları kirletip zehirlemeden
önce üzerlerine yürümek gerektiğine
bağlıyordu. Bende jeton yeni düşüyor:
Geçtiğimiz aylarda iki farklı vesileyle
karşıma çıkan karınca hikayesini hatırlıyorum. Ebussuud efendi nam, Alevi
katliamına fetva vermesiyle ve imparatorluğu İslamlaştırmasıyla maruf Osmanlı
şeyhülislamıyla, dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman arasında geçen o
meşhur manzum diyalog geliyor aklıma. Bu hikayeyi yakın zamanda ilk Sırrı
Süreyya Önder’den naklen anlatılan bir anektodda okudum. Bir sunum vesilesiyle
gittiği, Tansu Çiller'in yalısının önünde asılı duran seceresine bakıp, orada
da şeyhülislamın adını gören Sırrı Süreyya Önder, aralığını bulup da bu
hikayeyle ev sahibesine uygun bir ayar çekmiş. Kaynaktan emin olamadığım için
bunun üzerinde fazla durmayayım. Diğer vesile ise malum "muhteşem
yüzyıl" dizisi.
Fethullah Gülen gibi geniş kitlelerce ilmine
saygı gösterilen bir İslam aliminin böyle bir hikayeyi ıskalayacağını düşünmek
abesle iştigal olur. Buna rağmen karınca benzetmesine başvurması, elbette ki
Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ta yönelttiği önemli soruyu hatırlatıyor: Mevlana
Mesnevi'sinde, eşeğiyle sevişirken ölen kadın hikayesini kıssası için mi
anlatmıştır hissesi için mi? Koskoca Mevlana bu hisse için başka kıssa bulamaz
mıydı? Aynı şekilde Fethullah Gülen, cahil
gördüğü gençliğin eğitilmesinden bahsetmek için, karıncanın tabağa
çanağa dadanmadan evvel üzerine gitmekten
başka türlü izah edemez miydi acaba durumu? Mutedil tavır böyle mi ifade bulur?
Şüphesiz Ebussuud Efendi’nin kendisi için bir
referans noktası olmaması ihtimali var. Ancak hitap ettiği kitlenin referans
kaynaklarından biri haline geldiğinden de haberi olmayabilir mi? Yoksa nedir bu
Yavuz Sultan Selim köprüleri, Alevilerin Müslümanlık’ını sorgulamalar,
katliamlarda ölenlerin insanlığına değil de Sünnilik’ine yapılan vurgular?
Son bir ihtimal, yarın Hakk’ın divanına
varmaktan korkmuyorsa, ilmi ne içindir bir alimin?
Yine yakın zamanda, Mehmet Efe isimli İslamcı
bir yazardan okuduğum bir blog yazısında bir karınca hikayesine daha denk
geldim. İbrahim Peygamber'in ateşine su taşıyan karıncanın hikayesiydi bu da.
Son zamanlarda en çok etkilendiğim yazılardan biriydi.1
Benzetmeler alıp başını gitmiş, düşünce dizimi
türlü hayvanlarla bir fabla çevirmişken, şu sıralar en sevdiğim hayvan
imgesinin de 'kağıttan kaplan' olduğunu söylemeden bitiremeyeceğim.
yazınca yazarınca


[ 0 yorum ]
Yorum Gönder