Forumlarda eşitlikçi örgütlenme zorluklarla karşılaşıyor


Geçtiğimiz günlerde Kadıköy Yoğurtçu Parkı ve Beşiktaş Abbasağa Parkı forumlarına şevkle iştirak etmiş bulunmaktayım. Bu şevkimin en büyük nedeni “direkt demokrasi” diyebileceğimiz organizasyon biçimini ve insanların o sosyal psikolojisini yakından görebilme imkanıydı. Yoğurtçu ve Abbasağa parklarında da Occupy Wall Street orjinli lidersiz karar alma mekanizmasının işletilmeye çalışılıyor. Bu sisteme göre katılımcılardan konuşmak isteyenler herhangi bir konuda 2 dakika dinleniyor ve dinleyiciler konuşmacıya tepkilerini alkışlamadan onaylıyor ya da onaylamıyor.  Verilen öneriler de yine aynı yöntemle oylanıyor. Bu oylama ve konuşma sürecinde modaretörler sadece konuşmaları ve oylamaları organize ediyor ve hiçbir karar alma faaliyetinde bulunmuyor. Bu sistem yine katılımcılar tarafından oluşturulan çalışma gruplarının yardımıyla New York’ta başarıyla organize olduğunu biliyoruz. Türkiye halkının da bu türden bir direkt demokrasiyle tanışması tabi ki heyecan verici. Yine bu noktada belirtmek isterim ki forumların başarısını Gezi protestolarının amacına ulaşması için çok önemli bir adım olarak görüyorum ve burada yazacaklarımın forumların nasıl daha etkin işleyebilecekleriyle ilgili bir düşünce egzersizi olarak görülmesini isterim.

Muhafazakar grupların özellikle din ile harmanlanmış organizasyonları doğal olarak çok sert bir hiyerarşi üzerine oturtulmuştur. Bunu AKP’nin Erdoğan üzerine kurulmuş tek adam sisteminde ya da tarih boyu neredeyse tüm sağ, muhafazakar, ve dini organizasyonlarda görmek mümkündür (bknz. Demokrasi ve Tek Adam Sendromu http://titanikbatiyor.blogspot.com/2013/06/demokrasi-ve-tek-adam-sendromu.html). Avrupa’da dini hiyerarşinin monarşilerle sıkı fıkı ilişkisi monarşilerin yıkılmasıyla önce ultra-otoriter faşist oluşumlara ardından da görece demokratik Hristiyan demokrat partilere yerini bırakmıştır. Ama din bu tür oluşumların hep tam ortasında yer almıştır. Buna karşılık liberal oluşumlar otoriter figürlerden tamamen uzak değillerdir. Çoğu demokratik-liberal oluşumun en başarılı halleri yine üzerinde konsensüs oluşmuş güçlü karakterlerin etrafında şekillenmiştir (örn. CHP ve Ecevit).

Herkesin karar verme mekanizmasına eşit ulaşım hakkına sahip olduğu “egalitarian” (eşitlikçi) topluluklarda mevcuttur (bknz. Acorn, Twin Oaks Komünleri ve Equality Colony). Bu topluluklar kendi amaçları doğrultusunda başarılı da olmuşlardır. Zira bu komünlerin çoğu ana akım kültürden uzaklaşmak ve ekolojik olarak sürdürülebilir yaşam tarzını yerleştime hedefleri taşırlar.

Tekrar forumlara dönersek, şu soruyu sormak anlamlıdır: Forumların asıl ulaşmaya çalıştığı hedef nedir? Bu soruya cevap vermek zor. Çünkü forumlar birçok muhalif sesten oluşuyor, Atatürkçüler, liberaller, LGBT, ve Kürt ve Türk milliyetçileri forumlarda buluşuyorlar. Ortak payda ise mevcut hükümete karşı duyulan hoşnutsuzluk... Örneğin, 26 Haziran’da Abbasağa parkında ertesi gün Kadıköy’de toplanılıp ilk saat Nükleer Santral projeleri protesto edilirken ikinci saat Ethem Sarısülük’ün katilinin serbest bırakılmasını protesto etmeye karar verildi. Bu kararın ardından Nükleer Santral protestosunun tam olarak ne amaçla olduğunu soranların olduğunu duymak beni şahsen şaşırtmadı. Yine bu forumda Nükleer Santrallerin Türkiye için gerekli olduğunu düşünenlerin olabileceği ihtimali de hiç düşük değildir.  

Değinmek istediğim asıl problem karar alma mekanizmasını işletmede karşılaşılan zorluklar. Yukarıda da değindiğim gibi muhafazakar örgütlenme diyebileceğimiz daha az demokratik örgüt yapılarında grup bireylerini baypas ederek liderin özellikle de isleyişle ilgili teknik konularda sorumluluk alması ve kararı tek başına vermesi alışılmış bir uygulamadır. Ama forumlarda lidersiz ve eşitlikçi karar alma mekanizması maalesef muhafazakar örgütlenmeye göre daha az verimli. Su örneğe bakalım. AKP (buna diğer parti örgütlenmelerini de muhafazakar örgütlenme altına dahil edebiliriz) milli iradeye saygı mitinglerini oyverenlerine danışmadan üst düzey yetkilerinin verdiği karara göre düzenledi. Oysa çok daha az üyesi olan Yoğurtçu Parkı forumu oylamaya sunulmasına karşın ertesi gün bir yürüyüş yapılıp yapılmamasını karara bağlayamadı ve sonunda gruptan yürümek isteyenler oylamadan kararsızlık çıkmasına rağmen yürüyüşe geçtiler. Bu tür karar verme sürecinin düşük verimiyle ilgili örnekleri çoğaltabiliriz. Forumların yürüyüş oylamasında aleyhte söz alan konuşmacılardan birinin “yürüyüşten çok burada oturup konuşmalı ve örgütlenmeliyiz” sözlerine vurgu yapmak isterim.

Gezi parkı, tabi ki protestolarla, artık bir örgütlenme sürecindedir.  Bu zorlu süreç Gezinin en kırılgan olduğu zamanlardır ve ciddiye alınması gereken bir meseledir. Zira yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi lidersiz oluşumlar doğası gereği muhafazakar örgütlenmeden çok daha demokratik ve eşitlikçi ancak bir o kadar verimsiz ve yavaştır. Son olarak bu verimi arttırmanın yollarıyla ilgili bir kaç pratik öneri: sürekli değişen geçici bir liderlik mekanizması belki de forumların örgütlenmesi için yararlı olacaktır. Örneğin her hafta yenilenen seçimlerle teknik konularda (protestoların nerede başlayacağı ve spontane alınması gereken kararlar gibi) sorumluluk alabilecek forum liderleri seçilebilir. Bununla birlikte medya, yürüyüş organizasyonu gibi konularda hızlı çalışmalar yapıp oya sunabilecek komitelerin her forumda acilen kurulması gerekmektedir. Bu komiteler oylamaya sunulacak önerileri hızlıca değerlendirip düzenlemeyi sağlayabilir.

En azından forumlarda karar verme verimliliği ve hızın nasıl arttırılabileceği üzerine tartışmalar yapılmalıdır. Belki de her forum kendi yolunu bulacaktır. Gezi’nin bir yaz tatili eğlencesi olarak kalmaması için bu son derece zaruridir.

Münir Güneş Kutlu



[ 0 yorum ]

Yorum Gönder